Altın Portakal ile ilgili altıncı yazımız Gün Haber’den yazılarını keyifle takip ettiğimiz Güngör Türkeli’nin 16 Eylül tarihinde Gün Haber’de yayınlanan yazısı… “1979 Festivali ve Gerçekler” “Gün Haber’de okudum.
Altınportakal Film Festivali’nin 1998 yılında 35. düzenlenen etkinliğe sanatçı derneklerinin istemiş oldukları bağış ve buna bağlı şantaj damgasını vurmuştu. O günlerden geriye kalan Zaman Gazetesinde yayınlanan (Faruk Şerifoğlu-
CNBC-e Business Dergisi, geçtiğimiz günlerde 81 ilin “yaşanabilirlik karnesini” açıklamıştı. Listenin başında son dört senedir birinciliği kimseye kaptırmayan başkent Ankara yer alırken, bir önceki yıla göre 6 basamak
Türkiye’nin turizm başkenti Antalya, her ne kadar en yaşanabilir ikinci kent olsa da, kentte son dönemde yaşanan ulaşım kaosu herkesin sinirlerini yıprattı. Ramazan oruçları, yaz sıcaklarına bir de
Ajans HaberTürk’ten Soner ÖZCAN Altın Portakal mazisini başarılı bir şekilde derlemiş… “İşte hemen hemen her yıl bir skandalın yaşandığı festivale damgasını vuran ve akılda kalan olaylar… ABUZER ÇIPLAK
Farkında mısınız? Çocuklarımızı artık müzelere değil alışveriş merkezlerine götürüyoruz. Antalya kamuoyunda bir süredir, özellikle esnaf temsilcileri, alış veriş merkezlerinin çokluğundan ve bu durumun esnafı bitirdiğinden yakınıyor. Haklılık payı
Antalya’nın usta kalemlerinden İdris ÖZYOL 5 Ağustos’ta ilginç bir saptamayı dile getirmişti. “Altınportakal’a Karşı Sinsi Plan” başlılı yazısında Altın Portakal ve Altın Koza film festivallerinin ilişkisini Barış Yakadaş’ın
Festival Logomuz Martı Bu seneki festival logomuz portakalın üstünde duran bir martı. Antalya habitatına ait değil. Martı yaygın kanı itibariyle İstanbul’un kuşudur. İstanbullular martılara vapurdan simit atarlar, Sarıyer
Antalya’da son dönemin yükselen trendleri arasında, modifiye edilmiş eski marka araçları trafikte tehlike saçarken görüyoruz. Aracın içindeki bıçkın delikanlı ve genç kızlar, “hızlı” araçlarıyla, trafikte kâh makaslar atarak,
Antalya’da son bir yılda şehrin işlek cadde ve sokaklarında sürekli karşımıza çıkmaya başlayan reklam yapıştırmaları adeta parazit gibi kamusal tüm alanları işgal etti. Özellikle Kalekapısı, Kazım Özalp Caddesi