Antalya’da Ticaret Borsası’nın
evsahipliğinde “Su Zirvesi” yapıldı. ATB Başkanı Ali Çandır, uzunca bir
süredir, daha COP31 gündemde yokken, bugün su zengini bir kent gibi görünen
Antalya’da su sıkıntısı yaşanacağını, su zengini bölgenin, “su fakiri” olmaya
doğru hızla yol aldığını anlatıyordu.
**
Gazeteciler çokça dile getirdik, ancak
ülke ve Antalya’nın hızlı gündemleri arasında kayboldu gitti.
Başkan Çandır, nihayetinde “Su Zirvesi”
ile konuyu bir kez daha gündeme taşıdı. Konunun paydaşlarını, 9-20 Kasım’da
Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Antalya Su Zirvesi; COP31’e Doğru Ortak
Su Eylemi’nde buluşturarak, bir çözüm haritası için elini taşın altına koydu.
Bundan sonrası Ankara ve yerel yönetimlerin inisiyatifinde.
**
Zirvede en dikkat çekici sözler Antalya
Valisi Hulusi Şahin’e ait. Vali Şahin Antalya için bir şans. Antalya’da
denizle, dereyle, ağaçla, Caretta’yla bu kadar ilgili bir Vali görmedim. Eşi
Ebru Hanım da Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında ciddi emek harcıyor.
Vali Şahin, su konusunda artık sorunun
ve çözüm yollarının büyük ölçüde bilindiğini belirterek, “Çözümler acı reçeteyi
içeriyor" dedi.
Tarımın su tüketimindeki payına dikkati
çeken Şahin, sulama yöntemlerinin değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dikkat çeken cümlelerini not aldım:
“Suyun yüzde 70'ini tarım uygulamaları
harcıyor. Nasıl sulardık biz tarlalarımızı, salma sulamayla. Başka bir ismi ne,
vahşi sulama. Gerçekten çok vahşi. Sonra yağmurlamaya geçtik. Bir anda
kullandığımız su miktarı yarıya düştü. Sonra damlama suya, basınçlı sulamaya
geçtik; bir yarıya daha düştü. Şimdi artık o da kurtarmıyor. Yeni yöntemler
bulmak ve uygulamak zorundayız."
29 YAŞINDA SERALARIMIZ VAR, 29
YAŞINDA ARABASI OLAN VAR MI?
“Antalya'daki seraların da yenilenmesi
gerekiyor. Ortalama kaç yaşında seralarımız, 29 yaşında. 29 yaşında arabası
olan var mı? Traktörü olan kaldı mı? Yok. Ama serası olan çok. Seralarımızı
değiştireceğiz, yeni tip bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi
yutacağız. Bu ödemeyi yapacağız. 'Oğluma Konyaaltı'ndan birkaç ev alayım', öyle
yok. Bu masraf önce o seraya yapılacak ve orada yağmur hasadı gibi yeni
çözümleri bulacağız."
KUYULARIMIZIN YÜZDE 90'I KAÇAK,
PERVASIZCA HARCIYORUZ SUYU, PERVASIZCA. NASIL OLSA BEDAVA
Vali Şahin her sözüyle adeta “manşet”
atıyor.
Kaçak kuyuların su yönetimindeki
sorunlardan biri olduğunu belirten Vali, “Bizim şu andaki kuyularımızın yüzde
90'ı kaçak. Kaçak kuyulardan elde edilen suyla tarımın ana gövdesini yapıyoruz
ve pervasızca harcıyoruz suyu, pervasızca. Nasıl olsa bedava. Hesap da yok,
nasıl olsa alttan geliyor. Halbuki Konya Ovası kurudu, buraların, aşağısının
kurumayacağını kim söyleyebilir?
Eğer belli çözümleri yapmazsak bu
tarımı, bu hayvancılığı ve bu turizmi devam ettirme şansımız yok. Acı reçeteyi
kendimize uygulayacağız, finansmanı kendimiz karşılayacağız. Bunun başka yolu
yok. Emin olun devlet, siz bir adım atın, 15 adım atacaktır; ona hiçbir şüphe
yok.
Korkuteli Barajı'nda 2 yıl kadar önce
yüzde 19'a kadar düşen su seviyesi, akıllı sayaç sisteminin uygulanmasıyla daha
verimli kullanıldı. O seneyi, hani yandık öldük diyorduk ya, o seneyi su
fazlasıyla, o barajdaki yüzde 19'un çok azını kullanarak bitirdik. Bütün
sulamalar yapılmış olmasına rağmen. Suyu doğru kullanırsanız, ihtiyacınız kadar
kullanırsanız, 'çok fazla kullanayım, fazla kullanayım' demezseniz bizim
suyumuz bize yeter."
SUYU İSRAF ETMEMEK BİR KÜLTÜR
Su tasarrufunun yalnızca teknik
önlemlerle değil, yaşam biçimiyle de ilgili olduğunu ifade eden Şahin, “Bu bir
yaşam biçimi, bir anlayış meselesi. Suyu israf etmemek bir kültür. Bu kültürü
edineceğiz. Bizim babalarımızda vardı, nedense bizde yok. Çocuklarımızda var mı
şüpheliyim ama eğer gayret edersek yeniden o kültürü kazanabiliriz. Koca koca
imparatorlukları yok eden kuraklıktır. Kuraklık tarihin her döneminde hiçbir
kimseye iltimas geçmedi. Tedbir almazsanız yok olur gidersiniz. Tedbir alalım,
kalıcı olalım."
Şahin, su konusunda çözümün kamu
kurumlarının yanı sıra üretici, turizmci, sanayici ve vatandaşların sorumluluk
almasıyla mümkün olacağını söyledi.
SU, ANTALYA’NIN GELECEK 30 YILLIK
MESELESİ
Zirvenin ev sahibi Antalya Ticaret
Borsası Başkanı Ali Çandır, yalnızca suyu konuşmak için değil, Antalya’nın
geleceğini konuşmak için bir araya geldiklerini söylerken, “Çünkü su artık
yalnızca çevrenin ya da tarımın konusu değildir. Su, üretimdir, gıdadır,
turizmdir, sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi,
Antalya’nın geleceğidir” ifadesini kullandı.
Antalya’da üretimin, turizmin, nüfusun
ve ekonominin büyüdüğünü kaydeden Ali Çandır, diğer taraftan ise iklimin, yağış
rejiminin değiştiğini, kuraklık ve su stresinin arttığına dikkat çekti.
Çandır, “Bir tarafta büyüyen bir
Antalya, diğer tarafta çok daha dikkatli yönetmemiz gereken su kaynakları.
Antalya Ticaret Borsası olarak 2026 yılı çalışma temamızı ‘su’ olarak
belirlememizin ve bu çalışmaya başlamamızın temel nedeni budur. Çünkü biz su
meselesini yalnızca bugünün problemi olarak görmüyoruz. Antalya’nın önümüzdeki
10, 20, 30 yıllık geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Artık
yalnızca; ‘Ne kadar suyumuz var?’ sorusunu sormamız yeterli değil. Asıl
sorumuz, ‘Sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli
kullanıyoruz?’ olmalı. Bunun da ötesinde şunu sormalıyız: ‘Kullandığımız her
birim su ne kadar ekonomik ve sosyal değer üretiyor?’ Ve artık konuşmanın
ötesinde eyleme geçmeliyiz” diye konuştu.
Çandır’ın “Suyu artık sektör sektör, kurum kurum
birbirinden bağımsız yönetemeyiz. Tarımın suyu başka, turizmin suyu başka,
sanayinin ya da kentin suyu başka değildir. Hepsi Antalya’mızın suyudur. Hepsi
aynı kaynağın, aynı havzanın, aynı geleceğin parçasıdır. Bu nedenle Antalya’nın
ihtiyacı parçalı ya da müstakil çözümler değil, bütüncül ve kapsayıcı bir su
yönetimi anlayışıdır” sözleri dikkat çekici.
Suyun her
damlasının iyi kullanılması gerektiğini vurgulayan Çandır, “Tarımda bir metreküp suyla ne kadar ürün
ve ne kadar ekonomik değer oluşturulduğunu, turizmde bir misafir için ne kadar
su kullanıldığını, sanayide bir birim üretim için ne kadar su tüketildiğini,
kentte kişi başına tüketim ve şebeke kayıpların ölçülmesi gerektiğini ifade
ediyor.
**
“Çalışmanın yalnızca bir belge olarak
kalmasını istemiyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli; uygulanabilir, ölçülebilir,
takip edilebilir ve finanse edilebilir bir yol haritası olmasını istiyoruz” diyen
Çandır, COP31 Antalya İklim Zirvesi’nin büyük bir fırsat olduğunu dile getiriyor;
“İstiyoruz ki Antalya COP31’e; yalnızca ev sahibi olan bir kent olarak değil,
sorunlarını bilen, verilerini ortaya koyan, çözümünü ortak akılla tartışan,
hedeflerini belirleyen, harekete geçen ve sonuçları tüm paydaşlarıyla paylaşan
bir kent olarak çıksın. Zirvede ortaya çıkacak sonuçların yalnızca Antalya’da
kalmasını da istemiyoruz. Çünkü bugün Antalya’nın karşı karşıya olduğu su,
kuraklık ve iklim sorunları; Akdeniz havzasındaki birçok kentin de ortak
meselesidir. Antalya’da geliştireceğimiz uygulanabilir çözümleri COP31’de
dünyayla paylaşmak istiyoruz. Yalnızca sorunlarımızı değil, çözümlerimizi de
anlatmak ve paylaşmak istiyoruz.
Suyun bol olduğu günlerde değil, kıt
olduğu günlerde ne yapacağımızı bugünden planlamalıyız. Birkaç yıl sonra; ‘Keşke
daha önce başlasaydık’ dememek için bugün başlamalıyız.”
**
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı
Vekili Büşra Özdemir, nüfus ve ziyaretçi sayısındaki artışın su ihtiyacını
büyüttüğüne dikkat çekti.
Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 2,7
milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katına karşılık gelen 27 milyona yakın
ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunduklarını anlatan Özdemir, su kaynaklarının
azalmasıyla kuraklık riskinin arttığını, “Bir damla suyun dahi boşa heba
edilmemesi" için çalıştıklarını söyledi.
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Özlenen Özkan ise, Akdeniz Üniversitesi’nin su verimli üretim, akıllı tarım,
yapay zekâ ve yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarına değinerek, üniversite
bünyesinde Su Enstitüsü kurulmasına yönelik adımlar attıklarını açıkladı.
COP31’in Antalya için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Özkan,
“Antalya’nın dünyaya söyleyecek bir sözü olmalı. Antalya’dan başlayalım.
Türkiye için yapalım. Çocuklarımız için başaralım” dedi.
**
Gözlerim Antalya’da son 30 yılda buna
benzer yüzlerce iyi niyetli toplantı gördü, kulaklarım kürsülerde söylenmiş
binlerce konuşmacı dinledi. Çoğu sözde ve fotoğrafta kaldı.
Niyetle sonuç birçoğunda uyuşmadı.
Dileğim bu güzel çabanın ve temennilerin
bir sonuca ulaşması.