Toplantıya, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdür Yardımcısı Oğuzhan Karabulut ile kamu kurum ve kuruluşları, akademisyenler, tarım sektörü ve ilgili paydaşların temsilcileri katıldı.
SU GELECEKTİR
ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın
geleceğinin suyun geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Antalya’nın
geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız” dedi. Antalya’yı Antalya
yapan değerlerin başında tarım, turizm, ticaret ve sanayinin geldiğini belirten
Çandır, bu sektörlerin ortak paydasının ise su olduğunu söyledi. Çandır, “Su,
tarımdır, turizmdir, üretimdir, ticarettir, kent yaşamıdır. Ve en önemlisi
Antalya’nın geleceğidir” dedi. İklim değişikliği, değişen yağış rejimi, artan
kuraklık riski ve nüfus artışının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına
dikkat çeken Çandır, artık yalnızca “Ne kadar suyumuz var?” sorusunun yeterli
olmadığını vurguladı. Çandır, “Asıl sorumuz, sahip olduğumuz suyu ne kadar
doğru ve ne kadar verimli kullandığımız olmalı” diye konuştu.
SUYUN SORUMLULUĞU HEPİMİZİN
Antalya Su Diyaloğu kapsamında tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetiminin birlikte ele alınacağını kaydeden Çandır, suyun tek bir sektörün meselesi olmadığını söyledi. Çandır, “Tarımda sulama verimliliğini artırmadan, turizmde su tüketimini azaltıp yeniden kullanımı geliştirmeden, sanayide su verimliliğini sağlamadan, kentimizde kayıp ve kaçakları azaltmadan ve su kaynaklarımızı korumadan Antalya’nın su geleceğini güvence altına almamız mümkün değildir” dedi. Toplantıların sonunda Antalya Su Eylem Planı ortaya koymayı hedeflediklerini açıklayan Çandır, planın ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl ve ne zaman yapılmalı ve sonuçlar nasıl izlenmeli sorularına yanıt vermesi gerektiğini belirtti.
“Artık plan yapıp rafa kaldırma zamanı
değil, eyleme geçme zamanıdır” diyen Çandır, 23 Eylül’de gerçekleştirilecek
Antalya Su Zirvesi’nde Antalya’nın ortak su iradesinin daha güçlü ve somut bir
çerçeveye dönüştürüleceğini söyledi. COP31’in Antalya’da düzenlenmesini önemli
bir fırsat olarak değerlendiren Çandır, “Antalya, yalnızca COP31’e ev sahipliği
yapan değil; su sorunlarını ele almış, önceliklerini belirlemiş ve bu
doğrultuda harekete geçmiş örnek bir kent olabilir” dedi. Çandır, “Su; ortak
değerimiz, ortak sorumluluğumuz, ortak geleceğimizdir. Artık Antalya için suyu
koruma, suyu verimli kullanma ve su için birlikte harekete geçme zamanı”
ifadelerini kullandı.
HEPİMİZİN ORTAK DERDİ SU
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su” diyerek, iklim değişikliğinin Antalya’da artık uzak bir gelecek değil, günlük yaşamın bir gerçeği haline geldiğini söyledi. Manavgat yangını, Kumluca’daki sel ve Kepez’de yaşanan aşırı yağış gibi olayların iklim değişikliğinin etkilerini daha görünür hale getirdiğini belirten Hacıoğlu, Büyükşehir Belediyesi olarak yeşil alanlarda daha az su tüketen bitki ve ağaç türlerinin kullanımına ağırlık verdiklerini söyledi. Yeraltı su kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken Hacıoğlu, deniz suyunun arıtılması gibi alternatif kaynakların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
SU KAYNAKLARIMIZ ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR
Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel
Müdürü Cengiz Gülebay, COP toplantılarının iklim değişikliğinin etkilerine
karşı çözüm arayışlarının önemli bir parçası olduğunu belirterek, Antalya’nın
COP31’e ev sahipliği yapmasının kentin su ve iklim gündemini dünyaya anlatmak
açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin yağış
rejimlerini değiştirdiğine, kuraklık ve aşırı yağışların aynı anda
yaşanabildiğine dikkat çeken Gülebay, Antalya’da yeraltı su seviyelerinin de
giderek derinleştiğini belirtti. ASAT’ın içme suyunun büyük bölümünü derin
sondaj kuyularından temin ettiğini kaydeden Gülebay, yeni kaynaklara yönelmenin
tek başına çözüm olmayacağını, mevcut suyun daha verimli kullanılması
gerektiğini vurguladı. ASAT’ın kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57’ye kadar
düşürdüğünü belirten Gülebay, hedeflerinin bu oranı yüzde 25 seviyesine
indirmek olduğunu söyledi. Son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar
liralık yatırım yapıldığını aktaran Gülebay, eski içme suyu borularının
yenilenmesinin sürdüğünü ifade etti.
ARITILMIŞ SUYU TARIMDA KULLANMALIYIZ
Cengiz Gülebay, arıtma tesislerinden
çıkan suyun yeniden değerlendirilmesinin Antalya için önemli bir potansiyel
taşıdığını söyledi. Günlük yaklaşık 750 bin metreküp arıtılmış suyun denize
deşarj edildiğini belirten Gülebay, bu suyun gerekli arıtma süreçlerinden
geçirilerek tarımda kullanılmasının hem su kaynaklarının korunmasına hem de
tarımsal üretime katkı sağlayacağını ifade etti. Hurma Atıksu Arıtma
Tesisi’nden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesine yönelik çalışmaların
sürdüğünü kaydeden Gülebay, yağmur suyunun da baraj ve göletlerde
biriktirilerek daha etkin kullanılması gerektiğini söyledi. Gülebay, “Su çok
kıymetli. Dünyayı bu kadar hor kullanmak hakkımız değil. Çocuklara bir şeyler
bırakmak için el birliğiyle çalışmamız lazım” dedi.
SUYU KORUMAK ANTALYA’YI KORUMAKTIR
Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya’nın güçlü turizm yapısının doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, suyun artık sınırsız bir kaynak olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Türkiye’de kişi başı günlük su tüketiminin yaklaşık 150 litre olduğunu, 5 yıldızlı konaklama tesislerinde ise bu miktarın 500 litrenin üzerine çıkabildiğini belirten Öntaş, turizmin sürdürülebilirliğinin suyun sürdürülebilir yönetiminden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Öntaş, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, “Suyu korumak Antalya’yı korumaktır” dedi. COP31 yol haritasında su kaynaklarının korunmasının temel hedeflerden biri olduğunu belirten Öntaş, sürdürülebilir su kullanımı, doğa temelli çözümler, hassas bölgelerin korunması ve deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılmasına yönelik çalışmaların önem taşıdığını söyledi.
SUYUMUZA ORTAK AKILLA SAHİP ÇIKIYORUZ
Antalya İl Tarım ve Orman Müdür
Yardımcısı İbrahim Irmak, Antalya’daki su çalışmalarında kamu, akademi, sivil
toplum ve sektör temsilcileri arasında gelişen işbirliğinin önemine dikkat
çekti. Antalya’nın büyük ölçüde karstik bir yapıya sahip olduğunu belirten
Irmak, yeraltındaki su sistemlerinin yüzeydeki faaliyetlerden
etkilenebildiğini, bu nedenle su kaynaklarının bilimsel olarak izlenmesi ve
kirlenme ortaya çıkmadan önlem alınması gerektiğini söyledi. Kırkgöz
kaynaklarının korunmasının stratejik önem taşıdığını kaydeden Irmak, teknik
çalışmalar kapsamında yaklaşık 65 milyon metreküp suyun sistem içerisinde
tutulabilme potansiyelinin bulunduğunu belirtti.
SUDA TUZLULUK BASKISI GÖRÜLÜYOR
Antalya’da su miktarının yanı sıra su
kalitesi ve tuzluluk sorununun da giderek önem kazandığını belirten Irmak,
Demre, Kumluca, Finike, Manavgat ve sahil kuşağındaki bazı bölgelerde tuzluluk
baskısının görüldüğünü söyledi. Irmak, Antalya için Sulama Suyu Tuzluluk Risk
Haritası oluşturma çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Yağmur suyu hasadının
da üretici açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Irmak, sera
çatılarından toplanan yağmur suyunun kuyu suyuyla harmanlanmasıyla sulama
suyunun kalitesinin yükseltilebileceğini söyledi. Antalya’nın doğal drenaj
sistemi olan düdenlerin de korunması gerektiğini belirten Irmak, uygun
noktalarda işlevini kaybeden düdenlerin bilimsel ve teknik çalışmalarla yeniden
aktif hale getirilmesinin, yağmur suyunun düştüğü yerde tutulması ve toprağa
sızdırılması açısından önemli olduğunu söyledi. Irmak, “Suyu ölçeceğiz,
izleyeceğiz, koruyacağız ve birlikte yöneteceğiz” dedi.
DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Oğuzhan
Karabulut, toplantının COP31 öncesinde yapılmasının önemini vurgularken,
faydalı olmasını diledi. Karabulut, DSİ’nin su ile ilgili çalışmalarıyla ilgili
bilgi verdi.
UZMANLAR SU YÖNETİMİNİ ELE ALDI
Toplantıda uzmanlar tarafından
Antalya’nın su potansiyeli ve arz güvenliği, iklim izleme ve meteorolojik
kuraklık analizi, sürdürülebilir peyzaj, yerel yönetimlerde su yönetimi,
üreticinin su kullanımı, Korkuteli Sulaması’nda iyi uygulama örneği, Antalya’da
turizm potansiyeli ve sürdürülebilirlik, turizm sektöründe su verimliliği ve
gri suyun arıtılarak yeniden kullanımı konularında sunumlar gerçekleştirildi.
Antalya Su Diyaloğu’nun ikinci
toplantısı 16 Eylül’de “Kentsel Su Yönetimi” ve “Sanayi Sektörü Su Yönetimi”
başlıklarıyla gerçekleştirilecek. Toplantılarda ortaya çıkan öneriler, 23
Eylül’de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi’nde değerlendirilerek Antalya’nın su
geleceğine yönelik ortak eylem çerçevesinin oluşturulmasına katkı sağlayacak.