Küçük oğlumun basketbol gelişim kursuna gidiyor olması nedeniyle Antalya’nın basketbol dünyasını gözlemleme fırsatı yakaladım. Alt yapı kursları yaşları 10-11-12 yaşındaki çocuklara basketbolun alfabesini öğretmeye çalışıyor. Çocuklar, antrenmanlarda basketbolun temel kurallarını, rakiplerini geçmede, savunma yapmada, oyun kurup, sayı yapmaya kadar geniş bir yelpazede eğitiliyor. Çocuklar ve gelişim kursları yıl boyu yeteneklerini geliştirmek için çalışıyor.
Dedim ya basketbol dünyasını gözlemleme
imkânım oldu. Buraya kadar bir sorun yok. Bence sorun bundan sonrasında.
Çocuklar kendilerini geliştirmek için
yıl boyu çalışıyor. Ancak yeteneklerini sergilemek için yeterince parkeye
çıkamıyor. Yani yeterince maç oynamıyor. Konunun ilgilileri çocuklarımızın
yeterince maç oynamasını sağlamıyor. Yeterince maç organize etmiyor.
Haliyle çocukların aldıkları eğitimi
uygulamaya dökecek imkânları olmuyor. Böyle bir ortamda insan bildiğini unutur.
Yılda iki, üç aya sıkıştırılmış bir programla ve 10 maç yapmayla oyuncu mu
yetişir?
Maç kondisyonu diye bir gerçek var.
Yılda iki elin parmaklarını aşmayacak sayıda maç yaparak kondisyon mu
yükseltilir? Teknik mi geliştirilir?
Zaten Antalya’da bırakın Basketbol Süper
Ligi’ni Bölgesel Basketbol Ligi’nde profesyonel basketbol takımı olmayışının
sebebi bu olsa gerek.
Başka bir nedeni varsa söylensin biz de
öğrenelim!
Türkiye Basketbol Federasyonu’nun web
sayfasında 10-11 yaşındaki gelişim ligi oyuncuları bu sene ne yapmış diye
baktım. Oğlumun da aralarında bulunduğu 10 yaş grubu basketbolcular Mart ayı
başında maçlara başlamış, Mayıs ayı sonuna doğru bitirmiş. Ve koca yıl 2,5
aylık süreçte sadece 7 maç yapmışlar. Evet, yanlış okumadınız 6’dan sonra 8’den
önce gelen 7!
Yaşı daha büyük olanlar daha şanslı.
Onların maç sayısı 10’a kadar çıkmış.
Her ilçede maç oynamaya yetecek kadar
salon var. Yani sorun salon değil!
Türkiye Basketbol Federasyonu’nun web
sayfasına baktığımızda Antalya’da 10 yaş grubunda A ve B kategorileri de dâhil
olmak üzere 41 kulüp takımının olduğu görülüyor. Sorunun kulüp ve oyuncu
sayısında da olmadığı açık.
Haliyle geriye tek bir seçenek
kalıyor. Görevi bu olan ama görevini
yeteri kadar yerine getirmeyenler!
Sonuç itibariyle yetenekli çocuklar bu
ortamda kaybolup gidecekler ya da hiç keşfedilmeyecekler. Çocukların
emeklerinin ne yazık ki bir karşılığı olmayacak.
Ama koca yıla en az 20 haftalık, iki
yarılı lig usulü maç programı koyamayanlar bu sporun sözünü söyleyecek.
Bunu kabul edemiyorum!
NOT: Geç kalmış bir yazıyı kaleme
almakla birlikte maçların oynandığı salonlarda temizlik ve bakım-onarım
açısından eksiklikler gördüm. Hatam maç atmosferinde fotoğraf ve video
çekmemem. Devletimiz ihtiyaç duyulan salon yatırımlarını yaptığı gibi, hizmetlerin
aksamaması için gerekli personel atamasını da gerçekleştirmiş durumda. Özetle
işinizi yapar mısınız?