ANTALYA sıradan bir kent değildir. Derin bir tarihi olan, turizmin başkenti olduğu gibi futbolun da başkentlerinden biri olan bir şehirdir. Ara kamp dönemlerinde binlerce futbol kulübünü ağırlayan, dünya futbolunda bu alandaki organizasyonlarıyla zirvede yer alan bir kenttir Antalya’mız.
Ama bu
dünya kentinin futbol takımı, bulunduğu konum itibariyle maalesef bu kent ile
aynı paralellikte değildir.
Süper
Lig’den düştüğü Trendyol 1. Lig’de ilk dört karşılaşmada üçüncü yenilgisini
aldı. Üstelik bu yenilgilerin ikisini kendi evinde, kendi seyircisinin önünde
yaşadı ve ligin dibine demir attı.
Lütfen
birileri, bu kentin tarihini, büyüklüğünü ve isminin ağırlığını Antalyaspor
yönetimine, hocasına, teknik ekibine ve futbolcularına anlatsın.
Dün
gece oynanan futbolu ve takımı uzun uzun konuşmak, bana göre şu aşamada çok
yersiz olacak. Ligin alt sıralarına demir atmış, böylesine büyük bir kentin
takımını yeniden üst sıralara taşımak, sadece saha içi yorumlarla şu aşamada
çok zor görünüyor. Belli ki başka sıkıntılar ve ivedilikle çözülmesi gereken
ciddi problemler var.
Tamam,
hakem bana göre de kötüydü. Böyle bir penaltı olmazdı. Kaptan da yapmaması
gerekeni yaptı, tecrübesine yakışmadı.
Bülent
Hoca’nın tercihlerini ve rotasyon hamlelerini ben de doğru bulmadım. Ligin ilk
üç maçında iyi oynayan, her maç üzerine koyarak gelişen Mevlüt, bana göre de
sahada olmalıydı. Bu genç arkadaşımızı kazanmaya çalışırken neden kaybetme
hamlesi yapıyoruz ki?
Bu
çocuklar oynayarak tecrübe kazanacaklar.
Dolayısıyla
Mevlüt’ü kenara oturtarak, geçen haftaki yenilginin ağır sorumluluğunun bir
kısmını bu genç kardeşimizin omuzlarına yüklemiş olmuyor muyuz?
Şimdi
bu yenilgiden dolayı, haftaya da Buğra’yı mı kenara almalıyız?
Genç
oyuncular hata yapacak. Önemli olan, onların hatalarından ders
çıkarmasını sağlamak ve gelişimlerini sürdürebilecekleri ortamı yaratmaktır.
Gençlere forma veren hocalara saygım hep sonsuz olacaktır.
Ben;
kentin tüm dinamiklerini, tüm bileşenlerini, resmî kurumlarını ve sivil toplum
örgütlerini, zaman kaybetmeden, dönüşü zor bir yola girmeden, çok hızlı bir
şekilde ve koşulsuz, karşılıksız, hiçbir beklentiye girmeden ANTALYASPOR’u
ayağa kaldırmaya davet ediyorum.
Çünkü
mesele yalnızca bir futbol takımı değildir.
Mesele
Antalya’nın adı, tarihi, kimliği ve ortak değeridir.
Aksi
durumda bu kentin tarihi ağırlığı hiçbirimizi affetmeyecektir.