Suyu korursak Antalya’nın geleceğini koruruz

Yayın: 28.09.2026 10:45 Güncelleme: 28.09.2026 14:53 Kaynak: Haber Merkezi

Sufiler "su gibi ol" veya "su gibi aziz ol" derler çünkü suyun doğasında derin bir yaşam felsefesi ve ahlak anlayışı yatar. Su her zaman en alçak yerlere, toprağa doğru akar. Kibirden uzak durmayı, tevazu ve alçakgönüllülüğü simgeler. Su temas ettiği her şeyi temizler ve can verir. Hayat verir ama bunu sahiplenmez, karşılık beklemez. Aktıkça temizlendiğini ve en sonunda okyanusa/denize kavuşacağını bilir.

Antalya’da Ticaret Borsası’nın evsahipliğinde “Su Zirvesi” yapıldı. ATB Başkanı Ali Çandır, uzunca bir süredir, daha COP31 gündemde yokken, bugün su zengini bir kent gibi görünen Antalya’da su sıkıntısı yaşanacağını, su zengini bölgenin, “su fakiri” olmaya doğru hızla yol aldığını anlatıyordu.

**

Gazeteciler çokça dile getirdik, ancak ülke ve Antalya’nın hızlı gündemleri arasında kayboldu gitti.

Başkan Çandır, nihayetinde “Su Zirvesi” ile konuyu bir kez daha gündeme taşıdı. Konunun paydaşlarını, 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Antalya Su Zirvesi; COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi’nde buluşturarak, bir çözüm haritası için elini taşın altına koydu. Bundan sonrası Ankara ve yerel yönetimlerin inisiyatifinde.

**

Zirvede en dikkat çekici sözler Antalya Valisi Hulusi Şahin’e aitti. Vali Şahin Antalya için bir şans. Antalya’da denizle, dereyle, ağaçla, Caretta’yla bu kadar ilgili bir Vali görmedim. Eşi Ebru Hanım da Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında ciddi emek harcıyor.

Vali Şahin, su konusunda artık sorunun ve çözüm yollarının büyük ölçüde bilindiğini belirterek, “Çözümler acı reçeteyi içeriyor" dedi.

Tarımın su tüketimindeki payına dikkati çeken Şahin, sulama yöntemlerinin değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Dikkat çeken cümlelerini not aldım:

“Suyun yüzde 70'ini tarım uygulamaları harcıyor. Nasıl sulardık biz tarlalarımızı, salma sulamayla. Başka bir ismi ne, vahşi sulama. Gerçekten çok vahşi. Sonra yağmurlamaya geçtik. Bir anda kullandığımız su miktarı yarıya düştü. Sonra damlama suya, basınçlı sulamaya geçtik; bir yarıya daha düştü. Şimdi artık o da kurtarmıyor. Yeni yöntemler bulmak ve uygulamak zorundayız."

29 YAŞINDA SERALARIMIZ VAR, 29 YAŞINDA ARABASI OLAN VAR MI?

“Antalya'daki seraların da yenilenmesi gerekiyor. Ortalama kaç yaşında seralarımız, 29 yaşında. 29 yaşında arabası olan var mı? Traktörü olan kaldı mı? Yok. Ama serası olan çok. Seralarımızı değiştireceğiz, yeni tip bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi yutacağız. Bu ödemeyi yapacağız. 'Oğluma Konyaaltı'ndan birkaç ev alayım', öyle yok. Bu masraf önce o seraya yapılacak ve orada yağmur hasadı gibi yeni çözümleri bulacağız."

KUYULARIMIZIN YÜZDE 90'I KAÇAK, PERVASIZCA HARCIYORUZ SUYU, PERVASIZCA. NASIL OLSA BEDAVA

Vali Şahin her sözüyle adeta “manşet” atıyor.

Kaçak kuyuların su yönetimindeki sorunlardan biri olduğunu belirten Vali, “Bizim şu andaki kuyularımızın yüzde 90'ı kaçak. Kaçak kuyulardan elde edilen suyla tarımın ana gövdesini yapıyoruz ve pervasızca harcıyoruz suyu, pervasızca. Nasıl olsa bedava. Hesap da yok, nasıl olsa alttan geliyor. Halbuki Konya Ovası kurudu, buraların, aşağısının kurumayacağını kim söyleyebilir?

Eğer belli çözümleri yapmazsak bu tarımı, bu hayvancılığı ve bu turizmi devam ettirme şansımız yok. Acı reçeteyi kendimize uygulayacağız, finansmanı kendimiz karşılayacağız. Bunun başka yolu yok. Emin olun devlet, siz bir adım atın, 15 adım atacaktır; ona hiçbir şüphe yok.

Korkuteli Barajı'nda 2 yıl kadar önce yüzde 19'a kadar düşen su seviyesi, akıllı sayaç sisteminin uygulanmasıyla daha verimli kullanıldı. O seneyi, hani yandık öldük diyorduk ya, o seneyi su fazlasıyla, o barajdaki yüzde 19'un çok azını kullanarak bitirdik. Bütün sulamalar yapılmış olmasına rağmen. Suyu doğru kullanırsanız, ihtiyacınız kadar kullanırsanız, 'çok fazla kullanayım, fazla kullanayım' demezseniz bizim suyumuz bize yeter."

SUYU İSRAF ETMEMEK BİR KÜLTÜR

Su tasarrufunun yalnızca teknik önlemlerle değil, yaşam biçimiyle de ilgili olduğunu ifade eden Şahin, “Bu bir yaşam biçimi, bir anlayış meselesi. Suyu israf etmemek bir kültür. Bu kültürü edineceğiz. Bizim babalarımızda vardı, nedense bizde yok. Çocuklarımızda var mı şüpheliyim ama eğer gayret edersek yeniden o kültürü kazanabiliriz. Koca koca imparatorlukları yok eden kuraklıktır. Kuraklık tarihin her döneminde hiçbir kimseye iltimas geçmedi. Tedbir almazsanız yok olur gidersiniz. Tedbir alalım, kalıcı olalım." dedi.

Şahin, su konusunda çözümün kamu kurumlarının yanı sıra üretici, turizmci, sanayici ve vatandaşların sorumluluk almasıyla mümkün olacağını söyledi.

SU, ANTALYA’NIN GELECEK 30 YILLIK MESELESİ

Zirvenin ev sahibi Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yalnızca suyu konuşmak için değil, Antalya’nın geleceğini konuşmak için bir araya geldiklerini söylerken, “Çünkü su artık yalnızca çevrenin ya da tarımın konusu değildir. Su, üretimdir, gıdadır, turizmdir, sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi, Antalya’nın geleceğidir” ifadesini kullandı.

Antalya’da üretimin, turizmin, nüfusun ve ekonominin büyüdüğünü kaydeden Ali Çandır, diğer taraftan ise iklimin, yağış rejiminin değiştiğini, kuraklık ve su stresinin arttığına dikkat çekti.

Çandır, “Bir tarafta büyüyen bir Antalya, diğer tarafta çok daha dikkatli yönetmemiz gereken su kaynakları. Antalya Ticaret Borsası olarak 2026 yılı çalışma temamızı ‘su’ olarak belirlememizin ve bu çalışmaya başlamamızın temel nedeni budur. Çünkü biz su meselesini yalnızca bugünün problemi olarak görmüyoruz. Antalya’nın önümüzdeki 10, 20, 30 yıllık geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Artık yalnızca; ‘Ne kadar suyumuz var?’ sorusunu sormamız yeterli değil. Asıl sorumuz, ‘Sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullanıyoruz?’ olmalı. Bunun da ötesinde şunu sormalıyız: ‘Kullandığımız her birim su ne kadar ekonomik ve sosyal değer üretiyor?’ Ve artık konuşmanın ötesinde eyleme geçmeliyiz” diye konuştu.

Çandır’ın “Suyu artık sektör sektör, kurum kurum birbirinden bağımsız yönetemeyiz. Tarımın suyu başka, turizmin suyu başka, sanayinin ya da kentin suyu başka değildir. Hepsi Antalya’mızın suyudur. Hepsi aynı kaynağın, aynı havzanın, aynı geleceğin parçasıdır. Bu nedenle Antalya’nın ihtiyacı parçalı ya da müstakil çözümler değil, bütüncül ve kapsayıcı bir su yönetimi anlayışıdır” sözleri dikkat çekici.

Suyun her damlasının iyi kullanılması gerektiğini vurgulayan Çandır, “Tarımda bir metreküp suyla ne kadar ürün ve ne kadar ekonomik değer oluşturulduğunu, turizmde bir misafir için ne kadar su kullanıldığını, sanayide bir birim üretim için ne kadar su tüketildiğini, kentte kişi başına tüketim ve şebeke kayıpların ölçülmesi gerektiğini ifade ediyor.

**

“Çalışmanın yalnızca bir belge olarak kalmasını istemiyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli; uygulanabilir, ölçülebilir, takip edilebilir ve finanse edilebilir bir yol haritası olmasını istiyoruz” diyen Çandır, COP31 Antalya İklim Zirvesi’nin büyük bir fırsat olduğunu dile getiriyor; “İstiyoruz ki Antalya COP31’e; yalnızca ev sahibi olan bir kent olarak değil, sorunlarını bilen, verilerini ortaya koyan, çözümünü ortak akılla tartışan, hedeflerini belirleyen, harekete geçen ve sonuçları tüm paydaşlarıyla paylaşan bir kent olarak çıksın. Zirvede ortaya çıkacak sonuçların yalnızca Antalya’da kalmasını da istemiyoruz. Çünkü bugün Antalya’nın karşı karşıya olduğu su, kuraklık ve iklim sorunları; Akdeniz havzasındaki birçok kentin de ortak meselesidir. Antalya’da geliştireceğimiz uygulanabilir çözümleri COP31’de dünyayla paylaşmak istiyoruz. Yalnızca sorunlarımızı değil, çözümlerimizi de anlatmak ve paylaşmak istiyoruz.

Suyun bol olduğu günlerde değil, kıt olduğu günlerde ne yapacağımızı bugünden planlamalıyız. Birkaç yıl sonra; ‘Keşke daha önce başlasaydık’ dememek için bugün başlamalıyız.”

**

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Büşra Özdemir, nüfus ve ziyaretçi sayısındaki artışın su ihtiyacını büyüttüğüne dikkat çekti.

Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 2,7 milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katına karşılık gelen 27 milyona yakın ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunduklarını anlatan Özdemir, su kaynaklarının azalmasıyla kuraklık riskinin arttığını, “Bir damla suyun dahi boşa heba edilmemesi" için çalıştıklarını söyledi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise, Akdeniz Üniversitesi’nin su verimli üretim, akıllı tarım, yapay zekâ ve yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarına değinerek, üniversite bünyesinde Su Enstitüsü kurulmasına yönelik adımlar attıklarını açıkladı. COP31’in Antalya için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Özkan, “Antalya’nın dünyaya söyleyecek bir sözü olmalı. Antalya’dan başlayalım. Türkiye için yapalım. Çocuklarımız için başaralım” dedi.

**

Gözlerim Antalya’da son 30 yılda buna benzer yüzlerce iyi niyetli toplantı gördü, kulaklarım kürsülerde söylenmiş binlerce konuşmacı dinledi. Çoğu sözde ve fotoğrafta kaldı.

Niyetle sonuç birçoğunda uyuşmadı.

Dileğim bu güzel çabanın ve temennilerin bir sonuca ulaşması.

 

Suyu korursak Antalya’nın geleceğini koruruz
Sufiler "su gibi ol" veya "su gibi aziz ol" derler çünkü suyun doğasında derin bir yaşam felsefes...
Kemer’de Sea to Sky heyecanı
Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve Afrika’da 8 yarıştan oluşan 2026 FIM Hard Enduro Dünya Şampiyonası...
Antalya Olimpiyatları!
Antalya günün birinde Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapabilir mi? Her şey hayal etmekle başl...
Antalya’da haftanın çok okunan kitapları
Zuzu Kitap Haftanın Kitap Seçkisi şöyle;
Her Şey Dahil Ama Yer Hariç; Turizm mi, Seyahat mi?
“Seyahat” Arapça bir kökten gelir; kökünde akıp gitmenin, dolaşmanın çağrışımı vardır. “Tur” ise ...
Turizm Göçtür; Yönetilirse Değer, Yönetilmezse Baskıdır
Her yaz sezonunda Türkiye’nin kıyı kentlerinde yaşanan nüfus artışı sıradan bir turizm hareketi d...
Gönüllü dalgıçlar deniz dibi temizliği yaptı
Antalya’da Dünya Temizlik Günü kapsamında AFAD koordinasyonunda kıyı, yamaç ve deniz dibi temizli...
Muratpaşa’dan geleceğe matematik hamlesi
Antalya’nın ilk ve tek Matematik Kampüsü, Muratpaşa Belediyesi ile Özne Eğitim ve Değişim Derneği...
Antalya'da en çok okunan kitaplar
Kitap Kurdu Sahaf’tan Haftanın Kitap Seçkisi
Görmeyen Turizm!
Turizm sektörü yıllardır aynı hedefin peşinde koşuyor: daha fazla turist, daha yüksek doluluk, da...