36 Millet, Tek Mahalle: Antalya'nın Sokağında Kim Yaşıyor?

Yayın: 06.09.2026 20:41 Güncelleme: 07.09.2026 04:44 Kaynak: Haber Merkezi

Bir Antalya sokağında yürürken duyacağınız dil, hangi mahalleden geçtiğinize göre değişir: birinde Rusça bir pazarlık, birinde bir üniversitelinin kira telaşı, birinde seradan yeni çıkmış bir işçinin yorgun sessizliği. Bu şehrin gerçek nüfusu, nüfus müdürlüğü kayıtlarının çok ötesinde bir çeşitlilik ve eşitsizlik taşır. Bu bölüm, o sokaklarda gerçekte kimlerin yaşadığını, kimlerin görünmez kaldığını anlatıyor.

Konyaaltı'nın Liman Mahallesi'nde yaşayanlara sorsanız, kendi mahallelerini büyük ihtimalle "küçük bir dünya" diye tarif ederler. Nüfusu 20 bin civarında olan bu mahallede, yaklaşık 4 bin kişi yerleşik yabancı — muhtarının ifadesiyle 36 farklı milletten insan aynı sokaklarda yaşıyor: Ukrayna, Rusya, Türk cumhuriyetleri, İran, Suriye, Filistin, Irak... Muhtar bazen tercüman yardımına ihtiyaç duyuyor, ama genel tablo şaşırtıcı derecede sakin: "36 millet var, burası güvenilir bir mahalledir" diyor. Bu tek mahalle, aslında bütün Antalya'nın minyatür bir fotoğrafı gibi. 

Şehir genelinde resmi kayıtlara göre 100 binin üzerinde yerleşik yabancı yaşıyor — Ruslar, İranlılar, Almanlar, Kazaklar ve Kırgızlar en kalabalık grupları oluşturuyor. Bu nüfus şehre eşit dağılmıyor: Alanya, Muratpaşa ve Konyaaltı gibi ilçelerde yoğunlaşıyor, bazı mahallelerde neredeyse her beşinci kapıdan farklı bir dil duyulabiliyor. Tabelalarda Rusça, kafe menülerinde Almanca, emlak ilanlarında Farsça görmek artık Antalya'da sıra dışı değil. Bu, şehrin nüfus yapısını sessizce ama kalıcı biçimde değiştiren bir dönüşüm — ve bu dönüşüm, ne bir "istila" anlatısına ne de sorunsuz bir "kozmopolit cennet" anlatısına indirgenebilecek kadar karmaşık.

Öte yandan, aynı şehirde çok daha kırılgan bir grup var: öğrenciler. Akdeniz Üniversitesi, onlarca fakültesi ve on binleri bulan öğrenci nüfusuyla şehrin en büyük eğitim kurumu. Ama son yıllarda bu öğrenciler için Antalya'da barınmak neredeyse bir sınava dönüştü. Özel yurtların fiyatları bir yılda ikiye katlandı; yıllık 100-180 bin lira aralığına çıkan yurt ücretleri, ailesi dar gelirli birçok öğrenciyi kayıt dondurup memleketine geri dönmek zorunda bıraktı. Devlet yurtlarında (KYK) yer bulamayan, kiralık ev de tutamayan öğrenciler arasında, bir eğitim sendikası temsilcisinin dile getirdiği bir eğilim dikkat çekiyor: bazı öğrenciler, resmi barınma seçenekleri tükendiğinde dini vakıflara ait yurtlara yönlendiriliyor. Bu, sadece bir konaklama sorunu değil; bir şehrin, en genç ve en umutlu nüfusuna ne kadar yer açabildiğinin de göstergesi.

 

Zenginle yoksul arasındaki makas, gündelik rakamlarda da kendini gösteriyor. Bağımsız bir yaşam maliyeti platformuna göre Antalya'da bildirilen ortalama aylık gelir 125 bin lira görünse de medyan değer — yani "tam ortadaki" kişinin geliri — sadece 60 bin lira civarında. Bu iki rakam arasındaki uçurum, şehirdeki gelir dağılımının ne kadar eşitsiz olduğunu tek başına anlatıyor: az sayıda yüksek gelirli kişi ortalamayı yukarı çekerken, çoğunluk çok daha mütevazı bir gelirle geçiniyor. Aynı platformda bildirilen ortalama kira da (yaklaşık 21 bin lira) resmi verilerin işaret ettiği 30-35 bin lira bandının epey altında kalıyor — bu da şunu gösteriyor: insanlar ya çok daha eski kiracılık ilişkilerinden düşük kirayla oturuyor ya da güncel piyasa fiyatlarının çoğu haneyi zaten dışarıda bıraktığı bir gerçeklik yaşanıyor.

 

Sokağa inildiğinde tablo daha da çeşitleniyor. Bir tarafta yazın turizmde çalışıp kışın işsiz kalan otel personeli; bir tarafta seralarda günlük yevmiyeyle çalışan tarım işçisi; bir tarafta kirasını zor karşılayan emekli, bir tarafta dolar ya da euro ile ev alan yabancı yatırımcı; bir tarafta yurt bulamayıp memleketine dönen üniversiteli; ve bir tarafta da hiçbirinin arasında kalmayan, sadece kendi mahallesinde günlük hayatını sürdürmeye çalışan sıradan Antalyalı. Bu şehir, aslında tek bir sınıfın ya da tek bir kültürün değil, birbirine değen ama çoğu zaman birbirini görmeyen çok sayıda paralel hayatın toplamı.

 

Antalya'yı asıl benzersiz kılan da bu: bir kartpostal karesine sığdırılamayacak kadar çok katmanlı, çok sesli ve çok gerçek bir şehir olması. Turkuaz deniz elbette hâlâ orada; ama onun arkasında, sokakta, mahallede, serada, yurt odasında, festival kulisinde yaşayan gerçek bir Antalya var — ve bu şehri anlamanın yolu, o kartpostalın arkasına bakmaktan geçiyor.

 

1
2
3
4
5
6
T
36 Millet, Tek Mahalle: Antalya'nın Sokağında Kim Yaşıyor?
Bir Antalya sokağında yürürken duyacağınız dil, hangi mahalleden geçtiğinize göre değişir: birind...
Aspendos'ta Alkış, Sokakta Sessizlik: Antalya'nın Kültür Paradoksu
Bir eylül gecesi, iki bin yıllık bir amfitiyatroda perde açılır; aynı anda şehrin bambaşka bir kö...
Palmiyelerin Gölgesi
Antalya'yı bir yaz gecesi uçaktan izleyin: sahil boyunca kesintisiz uzanan otel ışıkları, doğudan...
Antalya Falezleri: Turizmin Ayaklarının Altındaki Kırılgan Zemin
Antalya'nın falezleri, kentin turizm ekonomisinin en fotojenik unsurlarından biri olduğu kadar, ü...
Mezarlıklar Müdürlüğüne Dilekçe; Gerçekten ölüleri bir daha öldürmek nasıl bir şeydir, açıklar mısınız
Eğer yeraltı kaynakları kurumadıysa, ölülerden intikam almaya dönen bu kötülüğün hiçbir akli, ahl...
Geyikbayırı’nda enerjiye değil, yönteme itiraz var! Doğa güzel kalsın, enerji yer altına
Dünyanın önde gelen tırmanış ile doğa turizmi merkezlerinden Antalya Geyikbayırı’ndan geçirilmek ...
Bremen Mızıkacıları!
Kulüpte yaşanan fıkra gibi olayları anlatıp vaktinizi almayacağım. Antalya ve Antalyaspor bunları...
Antalyaspor’a yok, Hull City’e var!
Süper Lig’den düşen Antalyaspor’dan stat isim sponsorluğu desteğini çeken Corendon Airlines, Hull...
Bu şartlarda sporcu yetişmez!
Çocuklar kendilerini geliştirmek için yıl boyu çalışıyor. Ancak yeteneklerini sergilemek için yet...
Rüzgarı Bekleyen Antalyalılar
Antalya’nın en güzel yanı trafiğiyle, sıcağıyla bütün gün seni bunaltıp, akşam küçük bir rüzgarla...