“COP31’in kentimizde toplandığı bu tarihî günlerde dünyaya ve karar vericilere sesleniyoruz” denilen 12 maddelik deklarasyonda; “COP31’in Antalya’ya bırakacağı miras, zirvenin ışıkları söndükten sonra da sürecek somut, tarihli ve izlenebilir bir “Antalya Su ve İklim Taahhüdü” olmalıdır. Antalya Kent Konseyi olarak bu taahhüdün takipçisi olacağımızı ve gelişmeleri her yıl kamuoyuyla paylaşacağımızı ilan ediyoruz.
Antalya’nın geleceği bugün alınacak kararlara bağlıdır. Biz hazırız.” İfadesi kullanıldı.
Antalya Kentli İklim Deklarasyonu şöyle;
"Biz, Antalya’da yaşayan, çalışan, üreten
ve bu kenti her yıl milyonlarca misafirle paylaşan kentliler olarak, COP31’in
kentimizde toplandığı bu tarihî günlerde dünyaya ve karar vericilere
sesleniyoruz.
İnsan kaynaklı iklim değişikliği bizim
için bir müzakere başlığı değil, gündelik hayatımızın ta kendisidir.
Serinlemeyen gecelerde, azalan yeraltı suyumuzda, ısınan denizimizde, yanan
ormanlarımızda, bir gecede sular altında kalan sokaklarımızda ve seralarımızda
bu krizi her gün yaşıyoruz. Dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden birinde
yaşamak zorundayız. Krizin bir kısmını kendi yanlış kararlarımızla
büyüttüğümüzü de biliyoruz; bu yüzden çözümün önemli bir kısmının da bizim
elimizde olduğuna inanıyoruz.
Antalya Kent Konseyi olarak aşağıdaki
ilkeleri ilan ediyor, tüm yetkili kurum ve kuruluşları bu ilkelere uymaya
çağırıyoruz:
1.
Su
önce gelir. Akiferini
koruyamayan bir kent ne turizmini ne tarımını ne de kentlisini güvenceye
alabilir. Kaçak kuyular kayda alınmalı ya da kapatılmalı, kayıp-kaçak en az
%25’e indirilmeli, atıksu arıtma tesisinde arıtılmış su yeniden kullanılmalı ve
su verileri her yıl kamuoyuna açıklanmalıdır.
2.
Kent,
suyun ve iklimin taşıyabileceği kadar büyümelidir. Hiçbir imar ve yatırım kararı; su
bütçesi, altyapı kapasitesi ve gelecekteki iklim riskleri sınanmadan
alınmamalıdır.
3.
Dere
yatakları, kıyılar, ormanlar ve tarım toprakları yapılaşmaya açılmamalıdır. Doğa temelli çözümler betondan önce
gelir.
4.
Sıcak,
bir halk sağlığı meselesidir.
Erken uyarı sistemleri, serinleme merkezleri, gölgeli yollar ve ağaçlar;
yaşlıyı, çocuğu, hastayı, açık havada çalışanı ve dar gelirliyi korumalıdır.
5.
Kimse
geride bırakılmamalıdır.
Engelli bireyler ve kırılgan gruplar iklim politikalarının hem öznesi hem de
karar ortağıdır; uyarı ve tahliye sistemleri herkes için erişilebilir
olmalıdır.
6.
Her
mahalle afete hazır olmalıdır.
Her mahallenin bir afet ve tahliye planı, toplanma alanı ve düzenli tatbikatı
olmalıdır.
7.
Kentsel
dönüşüm aynı zamanda iklim dönüşümü olmalıdır. Yerleşim yerleri yalnızca depreme
değil; sıcağa, sele, yangına ve su kıtlığına karşı da dirençli biçimde inşa
edilmelidir.
8.
Kent
nefes almalıdır. Yaya,
bisiklet ve toplu taşıma önceliklidir; deniz melteminin önü açılmalı, gölge ve
yeşil alan her mahalleye ulaşmalıdır.
9.
Toprağımız
ve denizimiz korunmalıdır.
Çiftçinin örgütlenmesi desteklenmeli, su ve toprak korunmalı; kıyı
ekosistemleri, Posidonia çayırları ve deniz kaplumbağalarının yuva yaptığı
kumsallar güvence altına alınmalıdır.
10. Turizm, doğayı ve kentliyi koruyarak
kazanmalıdır. Turizm
gelirinin dayanağı olan su, kıyılar, doğal ve kültürel miras korunmalıdır.
Turizmin başarısı yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil; kentliye sağlanan fayda,
çalışanların güvencesi, misafirlerin güvenliği ve kaynakların verimli
kullanımıyla ölçülmelidir.
11. Eğitim hakkı, iklim adaletinin
parçasıdır. İklim
eğitimi; kamusal, bilimsel ve laik eğitim anlayışının parçası olarak okul
öncesinden yükseköğretime kadar bütün kademelerde, krizin nedenleriyle birlikte
verilmelidir. Okullar aşırı sıcağa, sele ve yangına karşı kamu yatırımıyla
dayanıklı hâle getirilmeli, bunun maliyeti velilere bırakılmamalıdır; okullarda
ücretsiz sağlıklı yemek ve temiz içme suyu, öğrenciler için güvenli toplu
taşıma kamusal sorumluluk olarak sağlanmalıdır.
12. Söz değil, ölçülebilir taahhüt. Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı
katılımcı bir süreçle hazırlanmalı; her eylemin bütçesi, sorumlusu, takvimi ve
göstergesi olmalı, sonuçlar bağımsız biçimde izlenmeli ve kamuoyuyla
paylaşılmalıdır.
Kamu kurumlarını, tur operatörlerini,
seyahat acentalarını, konaklama işletmelerini ve yerel üreticileri; yıl boyu
istihdamı destekleyen, iklim risklerine hazırlıklı ve sonuçları ölçülebilen bir
Antalya turizm programında buluşmaya çağırıyoruz.
Kültür ve sanatın yaratıcı gücünü,
bilimin rehberliğini ve kentlinin yaşanmışlıktan gelen bilgisini bu sürecin
ayrılmaz bir parçası yapmaya kararlıyız.
COP31’in Antalya’ya bırakacağı miras,
zirvenin ışıkları söndükten sonra da sürecek somut, tarihli ve izlenebilir bir “Antalya
Su ve İklim Taahhüdü” olmalıdır. Antalya Kent Konseyi olarak bu taahhüdün
takipçisi olacağımızı ve gelişmeleri her yıl kamuoyuyla paylaşacağımızı ilan
ediyoruz.
Antalya’nın geleceği bugün alınacak
kararlara bağlıdır. Biz hazırız.
Antalya Kent Konseyi