Klasik bir deyim vardır: “Yarım sıfır olsun, bizim olsun.” Bandırma maçı da takımımız için aynen böyle bir karşılaşma oldu.
Şartlar
ve koşullar ne olursa olsun, kazanan takımı tebrik etmek gerekiyor. Alınan
yenilgilerin ardından zorlu Bandırma deplasmanından üç puanla dönen Bülent
Korkmaz ve futbolcularını yürekten kutluyorum.
Kalecilerin
futbol oyununda ne kadar önemli olduğunu bu karşılaşmada bir kez daha gördük.
Her iki takımın kalecisini de gösterdikleri performanstan dolayı kutluyorum.
Ancak
alınan galibiyete rağmen bu karşılaşmadan da dersler çıkarmalıyız.
Bandırmaspor’un
gördüğü kırmızı kartı bu ligde, bu pozisyonda gösterecek acaba kaç hakem var?
Eğri
otursak bile doğru konuşmak zorundayız. Avrupa’da bu tür ikili pozisyonlarda
düdük çalınmadığı gibi VAR da çoğu zaman devreye girmiyor.
Dolayısıyla alınan üç puan Antalyaspor için çok kıymetli olsa da eksik oynayan bir rakip karşısında elde edilen bu galibiyet bizim için tek başına bir ölçüt olmamalıdır.
Bayraklar
Bu Kente Yakışmıyor
Bir de
hafta içinde, duayen gazeteci dostum Orhan Çakmur kendi sosyal medya hesabından
bir paylaşım yaptı.
Yıllardır
kendisini büyük bir beğeniyle takip ediyorum. Yüreği bu şehir için çarpan, çok
iyi ve gerçek bir gazetecidir.
Işıklar
Caddesi’nde ve kentin çeşitli sokaklarında asılı bulunan Antalyaspor
bayraklarının geldiği durumu fotoğraflayarak paylaşmış.
Bu
duyarlı paylaşımından dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Ortaya
çıkan görüntü bu kente, bu camiaya hiç yakışmıyor.
Buradan
hem kulüp yönetimine hem de yerel yönetime seslenmek istiyorum:
Lütfen
zaman kaybetmeden Antalya caddelerini bu çirkin görüntülerden arındırın ve bu
kente yakışanı yapın.
Bayrak,
çok önemli bir simge olduğu kadar aynı zamanda namustur da.