Bir gün büyük bir yük gemisinin motoru arızalanır. Gemiyi çalıştırmak için şirket yetkilileri çok sayıda mühendis getirir ama kimse sorunu çözemez. Sonunda, yıllarını gemi motorlarını tamir etmeye vermiş yaşlı bir ustaya ulaşırlar.
Usta, yanına küçük bir çekiç alıp gemiye
gelir. Motor dairesine iner, parçaları uzun uzun inceler. Bir süre sonra
çekicini çıkarır ve motorun belirli bir noktasına hafifçe vurur. Motor bir anda
çalışmaya başlar.
Şirket yetkilileri sevinir ancak birkaç
gün sonra ustadan 10 bin dolarlık bir fatura gelir. Şaşırırlar. Sonuçta yapılan
iş, çekiçle motora bir kez vurmaktan ibarettir. Ustaya faturanın ayrıntılarını
sorarlar.
Ustanın cevabı nettir:
Çekiçle motora vurmak: 1 dolar.
Nereye vuracağını bilmek: 9.999 dolar.
Çünkü mesele sadece bir işi yapmak
değil, o işin nasıl yapılacağını bilmektir. Tecrübe dediğimiz şey de tam olarak
budur: Nerede, ne zaman ve nasıl müdahale edeceğini bilmek. Bir de güzel bir
söz vardır: Her işe yetişmeye çalışan, hiçbir işe gerektiği kadar odaklanamaz.
Gelelim Antalyaspor’a…
Bu hafta ligin en kritik maçlarından
birine çıktık. Rakip, lider Kayserispor’du. Boluspor maçının ardından kaleme
aldığım yazıda belirtmiştim; bu karşılaşma bizim için altı puan değerindeydi.
Dün gece Kayserispor, hikâyedeki usta gibi sahada ne yaptığını bilen bir takım
görüntüsü çizdi ve dersine iyi çalışmasının mükâfatı olarak altın değerinde üç
puan almayı başardı. Antalyaspor yönetiminin kucağına da yüklü bir fatura
bıraktı. Yağmurlu havada seken topları iyi takip ettiler, akıllı bir oyun
oynayarak bireysel hatalarımızı çok iyi değerlendirdiler.
Böyle bir maç öncesinde şehrin,
yönetimin ve taraftarın Antalyaspor etrafında kenetlenmesi gerektiğini
söyledim. Tribünlerin dolması için bilet fiyatlarının makul seviyelere
çekilmesinin önemini de özellikle vurguladım.
Peki, Boluspor maçından bu yana
Antalya’da ne konuşuldu?
Bilet fiyatları mı? Şehrin takımla
bütünleşmesi mi? Yoksa futbol mu?
Ne yazık ki bunların hiçbiri gerektiği
kadar gündeme gelmedi. Buna karşılık, Antalyaspor Başkanının, ATSO seçimlerinde
taraf olması ve seçim çalışmaları nedeniyle şehrin gündeminde, sosyal medyada,
gazetelerinde, köşe yazılarında kendine genişçe bir yer buldu.
Açıkçası beni ne ATSO seçimleri ne de
Büyükşehir davası ilgilendiriyor. Benim derdim Antalyaspor ve Antalyaspor’un
büyüklüğüdür. Bu takımın başarısı, Süper Lig hedefi ve Antalya’nın ülke ve
dünya futbolunda hak ettiği yere gelmesi benim için önceliklidir. Antalyaspor,
kurumlar üstü bir yapıya sahiptir. O nedenle tüm çekişmelerden uzak durmalı ve
herhangi bir tarafın yanında yer almamalıdır.
Altı puan değerindeki bir maça
çıkıyorsunuz ama takımın ne sahada ne de saha dışında bu karşılaşmanın önemini
yeterince kavradığını gösteren bir görüntü var. Oyuncular, teknik heyet ve
yönetim açısından beklenen hazırlığı ve konsantrasyonu maalesef göremiyoruz.
Sonuçta kaybedilen üç puan ve yine boş tribünler önünde oynanan bir maç…
İnsan sormadan edemiyor: Antalyaspor’a
biraz daha fazla odaklanmak bu kadar mı zor? Yoksa bizim beklentimiz mi fazla?
Neyse, biz yeniden futbola dönelim.
Öncelikle bu zor şartlarda sahada
mücadele eden tüm futbolcuları kutlamak gerekiyor. Kayserispor’u da sahadaki
mücadelesi ve kazandığı üç puan için ayrıca tebrik etmek gerekir.
Ancak Antalyaspor açısından maçın
değerlendirmesini yaparken bazı gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Yediğimiz
gollerin büyük bölümünde ciddi konsantrasyon eksikliği ve birbirini takip eden
bireysel hatalar vardı. Geçen maçın iyileri bu maçta beklentilerin altında
kalıyorsa burada teknik heyetin de kendine düşen payı alması gerekir. Bu sonuç
ışığında, bana göre Osman Özköylü takımı bu karşılaşmaya yeterince
hazırlayamamış. Takımın böylesine önemli bir maça konsantre olamadığını net
olarak söylemek gerekiyor.
Elbette lig uzun bir maraton. Bir maçla
her şey bitmez, bir mağlubiyetle de hedeflerden vazgeçilmez. Önemli olan,
yaşananlardan doğru dersleri çıkarabilmek. Başkanından yönetimine, teknik
heyetinden futbolcusuna kadar herkesin bu maçın muhasebesini yapması ve
önümüzdeki karşılaşmalara odaklanması gerekiyor.
Çünkü Antalyaspor’un kaybedecek zamanı
yok. Şehrin gündeminde seçimler, davalar ya da başka tartışmalar olabilir. Ama
Antalyaspor’un gündeminde sadece futbol olmalı. Süper Lig hedefi olan bir
takımın önceliği de her zaman sahadaki başarısı olmalı.
Son olarak, “Terzi kendi söküğünü
dikemez.” derler. Belki kendi söküğünü dikmekte zorlanır ama en iyi elbiseyi
yine terzi diker.
Mesele, o elbiseyi dikecek ustalığa
sahip olmak kadar işe doğru zamanda ve gereken ciddiyetle sarılabilmektir.
Hedef SÜPER LİG